Bellar Nifenil

 

Farklı bölgelerde olsalar da tüm manastırlarda aynı olan bir şey vardır ve bu onlara sarsılmaz güçlerini verir. Buna bazıları teknikleri bazıları sabırları dese de asıl olan felsefeleridir ve daha çokta dogmalarıdır. Güçsüzlük onların gücüdür. Merhamet onların tekniği, sabır kalkanları, iyi niyet de onların silahlarıdır. Bir elf üstadı der ki: “Eğer tüm insanlar manastırlarda eğitim almış olsaydı; ya elfler olmazdı, ya da elflere gerek kalmazdı.” Fakat bu eğitimi gören kimseler korunmuş sayılsa da, lütufları bazı insansı nefislere yenik düşüp kirlenebilir.

Manastır eğitimleri nefret, öfke, açgözlülük gibi öğelerle harmanlanınca ortaya ninjitsu  ve benzeri teknikler ortaya çıkıyor. Ama bu yöntemle gerçek bir eğitim oluşmuyor ancak bir ara yol üretilebiliyor ve oda kısmi başarılara sahip oluyor. Gerçek monk öğretileri her açıdan kişiyi geliştirir ve amaçları zaten kişinin aklı ve vücudundaki dengesizlikleri en aza indirip onu mükemmel kişi haline dönüştürmektir.

Tarumi kültüründe çok manidar felsefeler ve deyişler vardır. Bunlardan bir çok duruma uygulanabilir bir tanesi yin-yang dir. Kanuna göre her öğe kendi içerisinde karşıtını bulundurur ki buna göre zaten bir karşıtı olması gereklidir. Karşıtı da bir öğedir ve oda içinde kendi karşıtını bulundurmak zorundadır. Ne zamanki eşit karşıtlıktaki öğeler birleşir o zaman yok oluş değil mükemmellik ortaya çıkar.

 

Denilen odur ki 660lı yıllarda bir bebek doğmuş. Bu bebek taru imiş ve kenju şehrinin manastırına bırakılarak yetim bir şekilde büyümüş. 25 li yaşlarına geldiğinde sensei onun atikliğine ve kuvvetine yetişmekte zorlanıyormuş, arayı kapatmak için tekniğini kullanmasına rağmen birkaç sene sonra artık bu da yetmemiş. Sensei öğrencisinin bu gelişimini seneler içinde hayretle ama gururla hatta biraz korku ile izlemiş. Artık onunda bir sensei olabileceğini ve manastırda yeni keşişler yetiştirebileceğini söylediği gün, genç keşiş manastırı terk etmiş ve bir daha geri dönmemiş. Uzun bir yolculuğa çıktığı söylenen bu genç keşiş yolunda manastırlara uğrayıp kendine yer edinmeye çalışmış fakat hiçbir sensei ona ne teknik nede güç konusunda rakip olabiliyormuş.  Kaybolmaya başlayan ruhun  acısını gören bir pek bilge sensei ona her şeyin teknik, güç, çeviklik ya da hırs olmadığını anlatmaya çalışmış. Bilgeliğiyle ona dersler vermek hatta eğer istediği bu ise, onu kazanamayacağı bazı münakaşalara davet etmeyi kabul etmiş.

Pek bilge sensei onu hazırladığı bazı testlerde yenmiş ama onunla konuştuktan sonra gitmesine izin vermiş.  Senseinin anladığına göre bu keşişte bir sorun yokmuş, sorun kendilerinde ve keşişlikte imiş. Bu sebepten ötürü kendisini anlayamamak veya yadırgamak normalmiş. Tahmin edildiğine göre bu keşiş daha sonra bazı gizli ninjitsu manastırlarına uğrayarak oradaki shinobi masterlarada yeteneklerini kanıtladı ve büyük ihtimal ile tatmin olmadı.

Seneler ilerledi insanlar durdurulamaz bir keşiş tarafından öldürüldü bu kişi ünlendi ama ünü karanlık ve gizemliydi. Bu kişi bilindiğine göre keşişliğin en büyük sınavlarını vermiş hatta şu an sınırı kendisi belirliyor. Gizemli keşişin neden bazı kişileri öldürdüğü bilinmiyor ama bunu kendi isteği ile yaptığı belli. Tarumi tarafından çok korkulan ve bir süre sonra bedeni için ödül konulan birisidir. Tahminen Shinobii ile olan temasın sayesinde farklı bir takım efsun benzeri kudreti vardır.  Davranışlarında ve suikastlarında asla sebep belirtmez, iletişime dahi geçmez.

 

Shintao ve Henshin keşişlerinin senseileri toplanıp bu kişi ile bir anlaşma yapmak istemişlerdir.(695) Kişi bu toplantıyı kabul etmiş ve gelmiştir. Kendisinin adının bundan sonra Gaiathsu(dış baskı) olarak bilinmesi gerektiğini söyledi. Kendisinin başka bir yol olduğunu ve yolun sonuna çok yakın olmadığını belirtti fakat buna rağmen orada bulunan kimsenin kendine rakip olamayacağını da ekledi. Shintao keşişleri kendisine izin vermeyeceklerini söyleseler de  ona engel olamadılar. Zaman içinde Gaiathsu ismi lisana alışık olmayan insanlardan ötürü Gyathsu ya döndü.

Kendisini öldürmek isteyen maceracılar ve kahramanlar oldu bazıları onu asla bulamadı bazılarından ise bir daha haber alınamadı. İsmi ya da lakabı o derece korkulur oldu ki insanlar onu söylemenin Gaiathsu yu celb edeceğine inanmaya başladı fakat bu sadece bir hurafedir.

Filizlenmeden  sonra kaled-rasil felaketine kadar hiçbir kayıtta görüldüğüne dair bir ipucuna rastlanmadı. Henshin mistikleri kendisinin keşişliğin hiç erişilmemiş bir noktasında olduğunu ve “Zamanın Yaşı” adı verilen bir bilgeliğe ulaşmaya çalıştığını düşünüyorlar. (Ne olduğu hakkında onlarında bir bilgisi yok.)

Ölümün çığlığı ndan sonra görülmesi katledilen halkına karşı bir takım hisler beslediğini gösteriyor olsa gerek diye yorumlandı. Fakat Avol-Rasil üzerinde taru sayısı çok aza inmiş ve Klan sahipleri son savaşlarına en ulu savaşçılarını göndermemişlerdi.  Bunun sebebi  bu savaşçıların  Gaiathsu yu  yok etmek için geride bırakılmasıydı. Lakin umuyoruz ki tarumi sağduyusunu ve bilgeliğini bu savaşçılara da aktarmış olsun. Böyle meşum vakitlerde ruh sahiplerinin iyi veya kötü diye birbirleriyle sırt dönmemeleri gerekmektedir.