Şövalye Gordon 455 ila 489 yılları arasında yaşamış ve birçok inananın cesaret edemeyeceği şeyler yapmıştır, demon gateler de savaşmakta bunlardan biridir.
Burada bahsedilen vaka ne yazık ki bundan çok daha vahimdir. Kendisi aldığı ağır yaralar ve artık vücudunda bitmek tükenmek bilmeyen devasız iltahaplar yüzünden sur için savaşmayı bırakmış ve bir kilisede öğretim vermeyi istemiştir. Uzak izbe bir kilise olmasına rağmen şövalye orda çok iyi bir rahip olmuştur.
Kollarındaki ve boynundaki iltahapları saklamak için sürekli uzun cübbeler giymesine rağmen kilisedeki yardımcı rahip ve sıhhi çocuk şövalye rahipte bir şeylerin ters gittiğini anlayabiliyordu. Özellikle gece çöktükten sonra Gordon pek fazla direnemiyor yorgun vücudunu hemen yatağıyla kavuşturmak istiyordu ve gece yarısına geldiğinde ise kuvvetli bağırışlar, acı dolu kasılmalar ve boğazındaki hiç bitmeyen o yanma hissi yüzünden kimseye pek uyku vermiyordu.
Böyle bir şövalye olduktan sonra insan hayatını huzur içinde tanrısıyla bütünleştirerek geçirmek ister, lakin şövalye Gordonun durumundaki biri için bu gerçekten zor kabul edilebilir bir şeydi ve zamanla vücudundaki yaralar zihnini de zehirlemeye başladı.
“Benim layığım bumudur!” diyordu defalarca. Yardımcı rahip ona şifa vermesi ya da zihnini toparlaması için tanrısının daha kuvvetli bir rahibini çağırttı. Bu kitabı yazabilmemizin sebebi kendisidir, Rahip Lestam şahit olduğu vakayı günlüğüne notlar halinde yazmıştı.
“Ona uzun süreler gece yürüyüşlerine çıkmasını öğütledim. Ne zaman yaraların sızlamaya başlasa kutsal suyumuzla kendini temizle ve yalnız başına sakin bir yürüyüşe çık içindeki tanrımızın sesine kulak ver dedim. Yaraları kadim kötülüklerle savaşan çoğu kişide gördüğümüz cinstendi fakat bilinen yöntemler artık onda işe yaramıyordu. Etini, derisini kesen tırnaklar, yakan ateşler; karanlığın ve illetin gücüyle bilenmişlerdi ki kuvvetli efsunlarla aşılamayacak bir durum değildi daha öncesinden tecrübelerim vardır. Ama onun vücudu o kadar uzun süre bu zarar ve sonrasında tedaviye maruz kalmıştı ki artık etkisini göstermiyordu. Sanırım ruhu artık kuvveti yitirmiş ve bedenini terk etmek zorunda bırakıyor ve bu yüzdende bitkin beden tedaviye karşılık veremiyor.”
“Yaralarındaki iblislik düşüncelerine de sıçramış. Onu iyileştiremeyeceğime kesin emin olduktan sonra nefret sözcükleri haykırmaya başladı. Tanrısı bu iğrenç çürümüş bedenle onu nasıl yanına alacakmış ve hak ettiği ödül bumuymuş gibi yanlış düşünceler ama gene de öfkesinin tanrımıza değil de onu bu hale getiren düşmanlarına olduğunu anlayabiliyordum. Bazen de anlamak istiyordum.”
“Aziz Şövalye Gordon. Belki bir aziz olacağını öğrenmesi ona eski dayandıklarını biraz hatırlatır diye düşündüm belki odasında sayıklamayı bırakır ve biraz yemek yer dışarı çıkar. Nafile. Her gün 1-2 öküz gidimi konuşuyoruz artık tanrımızın dokunuşunu ittiği çok açık odasında testi testi içecek buldum en ağır içkilerden süte kadar bir sürü farklı şey. Odası eskimiş sanki duvarlar sandalyesi dolabı sanki evin bu odasında zaman hızlı geçiyormuş gibi. Eğer kuşkulandığım şey kendisinde baş gösteriyorsa artık onu zapt etmek zor olabilir.”
“Odasında bir sürü ölü böcekler buluyorum. Artık pek fazla konuşmuyor. Eskiden kalan tek alışkanlığı ona öğütlediğim akşam yürüyüşleri için dışarı çıkıyor. Ve sanırım yalnız yürümüyor geçen gece elinde bir şeyle geldi ufak çarşafa sarılmış bir şeydi. Bu gece son denememi yapacağım kendisi yola gelmezse merkez kilisemden beni koruması için bir paladine ihtiyacım olacak.”
“Ona verdiğim kutsal kolye parçalanmış. Tahminimce artık her şey ortada kendisi kötülüğün tarafına geçmiş. Boğazından çıkan sesler onu yıllar önce yaralayanlar ile benzer çıkar olmuş hatta dahada kötüsü sadece bazı iblis ve şeytanların kadir olduğu bir kara lisan çıkıyor boğazından. Öngörüşüm sayesinde paladinler onu kontrol altına aldı. Elinde birkaç kalın parşömen varmış ve vermemekte çok ısrarcıymış. Parşömenlerde iblis dilinde bazı artık tam olarak sıhhi diyemeyeceğim metodlar yazıyodu. İlgimi çektiği için bir bakmadan edemedim hem eski şövalyenin yazısı değildi kimin ona verdiğini öğrenmeliydim.”
Günlük buraya kadar, daha sonra Rahip Lestamın kayboluşu hakkında yapılan araştırmalar sonuç vermedi. Yakındaki köylerden iblis görülme vakaları geliyordu. Kilise mühürlendi ve içeride büyük ihtimalle civar köyleri korumasınlar diye ilk hedef olan kişilerin ruhları huzura kavuşturulmaya çalışıldı. Yardımcı rahip Bannhil, çırak rahip Johem, buraya narburk’tan gelen 2 thevallion paladini ve Sur da 4 sene ile en uzun süre savaşabilen şövalye ünvanıyla Gordon içeride gafil avlanarak öldürülmüşlerdi. Yetkili büyücüler bunun sadece bir saldırı değil aynı zamanda kurban ayini niteliğini de taşıdığını söylüyor. Olayın bir düzmece olabileceğinden kuşkulanan rahipler Lestamın günlüğünde yazan ve şövalye Gordonun bedeninde olması gereken vile kalıntıları bulamadıklarını açıklıyorlar…