Fernak Hondil “the wanderer”
Ebrahal’in uğursuzluğu sadece rauni hikayelerinden ya da korkmuş tüccarların abartmalarından ibaret değildir. Buranın yaklaşık bin adım etrafında böcek ve hayvanlar yaklaşmıyor. Eski tabletler, ihtişamlı heykeller ve tanrıça Raviel adına daha önce hiç görülmemiş ibadethaneler. Etrafındaki doğal alan seneler boyunca çok değişmiş olmasına rağmen Ebrahal şaşırtıcı bir biçimde kumun altına gömüşmemiştir. İçeride ölümlü ya da ölümsüz kimse olmamaktadır. Tercümesini yapabildiğim büyük dikili taş yazıları ravanran lisanının edebi doruğunu ortaya koyar nitelikte. Daha önceki hiç bir kaynakta bu denli zengin ve nezih bir anlatım görmemiştim. Bu da beni bir kutsal kitabın varlığına doğru emin adımlarla ilerletti.
Etrafta Ebrahal’in düşüşüne sebep olan savaşın anılarını görmek mümkün, herhangi bir naaşa rastlamama rağmen elbiseler ve silahlar bulabildim. Burası gerçek anlamda tüm alanı ile birlikte rava halkının elit kültürünü taşıyor hatta onun tek örneği. Uğursuzluğun hissiyatı ise içeride vakit geçirdikçe beni germeye ve yormaya başladı. Tüm temkinime rağmen hala güvende hissedemiyorum ve yazı çalışmalarımı elimden geldiğince şehrin dışarısında yapıyorum, sabah vakitleri ise araştırmalarıma geri dönüp yola koyuluyorum. Daha önce adını bile duymadığım mızrak çeşitleri ve korkutucu eğri kılıçlar gördüm, burada bir tabura yetecek silah ve alan var. İçeride hala temiz su bulunan bir kuyu bile mevcut. Araştırmalarım ana ibadet binasına doğru ilerliyor.
Bu yapının merdivenlerinin her basamağını çıkarken kendimi günah işler gibi hissediyorum. Ter içinde kalıyorum, omuz ve boynumda ağır bir baskı hissediyorum, bazenleri ister istemez eğilip diz çöküyorum. Tepede tüm Ebrahale hakim harika bir görüntü var, ileride çölün gölgeli kum tepeleri turuncu kayalar ve doğru bir açı ile denizi bile görebiliyorum. Buraya açılan üst avlu yüksek dini ritüellere tanıklık etmişe benziyor, etrafta bazıları çatlak olan geniş ziller var. Arkada buraya girişi sağlayan kasvetli bir kemer var ve kemerin üstünde de safir olduğunu düşündüğüm onlarca taş itina ile dizilmiş. İlk defa bu avluda cesetlerle karşılaştım. Hırsız olduğu belli olan beş kişi tahminen bu taşları çalmaya çalışırken ölmüşler. Ölüm sebeplerine dair birşeyler belirtilemeyecek kadar zaman geçmiş olsa gerek. Ölmek için talihsiz bir yer. Ayrıca tüm bu ritüel alanın ortasındaki geniş taş blok ve üzerindeki izler burada kurban ritüelleri yapıldığınıda akla getirmiyor değil. İçimdeki her ses içeri girmememi söylüyor olsa da bu değerli dinin kutsal kitabı arayışımda içerisinin bulunmaz bir fırsat olduğunu biliyorum. Ama hava kararıyor, dışarı çıkıp kamp yapmam gerekli.
Akara’nın soğuk gecesinde ansızın ter ve ateşler içerisinde uyandım. Ötemde şehir ayın tüm ışığıyla mavi bir pırıltı ile parlıyordu. Beni çağırıyordu. Yüce tanrıça Raviel’in kitabını okuyacağım vakit bu geceydi, ipeksi ama titrek ışığı ile beni aydınlatacaktı. İçeri girdiğimde muhafızlar bana eşlik etti, rahiplerin yerleri süpüren açık mavi entarileri, gümüş ve obsiyan süslü zinnetleri vardı. Sırtlarında ay ışığının içerisinden süzülmesini sağlayan daire biçimli eklentiler vardı. Sanki ay ışığını yakalıyor ve önlerine düşmesini yoğunlaşmasını sağlıyordu. Bu sebepten rahiplerin yüzleri karanlıkta kalıyordu. Beni Ebrahalin ortasına kadar götürdüler ve eskilerde kaldığı aşikar olan bir ilahiyi okurlarken kovayı çektiler. O diz çökme hissim tekrar geldi. Anlım göğe bakar şekilde gözlerim faltaşı gibi açık, gecenin böğrüne, ayın göğsüne bakıyordum. bir rahibe beni o suyla nazikçe yıkadı. Başımdan ve suratımdan damlayan sular sanki benim gözyaşlarımdı. Su o denli ağırdı ki altında eziliyor ama buzdan soğuk dokusuylada rahatlıyordum. Gözlerimi kapayamadım ve ilahi kuvvetle yükselirken rahibe çenemi tutup ağzımı açtı, parmağına aldığı tek bir damlayı dilimin ucuna bıraktı. O an nefes aldım.
“Bu kitap Fernak Hondil’in çalışmalarının bir derlemesidir. Kendisi bu kitap tamamlanmadan önce Araştırmasının sürdüğü Akara bölgesinde hayata veda etmiştir. Naaşı Ebrahalin dışarısında kendi kampının kurulu olduğu yerde bulunmuştur. Ölüm sebebi dehidrasyon ve yaşlılık. Kendisi bir Tildrat bilgesiydi ve aydınlanma adına attığı adımlar adımızca herzaman hatırlanacaktır. Hepinize araştırmalara destek verdiğiniz için teşekkür ederiz.”