Part II

 

 “Anladım. Bunu fark etmiştim. Bunu fark etmemişti. Burası onun sığınağı değil hapishanesi! Burası gerçekten orası olabilir miydi? Hep daha korkunç imgeler vardı aklımda. Günlerce o sandalyede oturup ne yaptığını merak ediyordum. Yanında biri var! Göremiyorum ama anladım onunla konuşurken de odadaydı. Varlığını fark edemedim belki ama düşüncelerine dokundum. Demek ki burası hem bir hücre hem de araştırmalarının bir parçası. Fakat Sabbath gerçekten hasta olabilir mi? Akıl sağlığı gayet yerinde görünüyordu, beden sağlığı da öyle. Düşmanları yüzünden paranoyaklaşmış olabilir mi? Bu kadar masraf için değecek bir hastalık değil… Her ne şekilde olursa olsun burada esir değil lakin çıkamıyor da.  Özel celladınızı hücre kapınızda tutmanıza izin vermezler. Burada  güvende; mesajları ve yiyecekleri kontrol ediliyor, kısıtlanıyor fakat işlerini yönetebiliyor. Bu sırada Somniatristler de araştırmalarını yapıyor. Fakat? Hayır beni buraya çekmek için böyle bir plan yapamazlar. Yakut zaten Sabbath’ın eline tesadüf eseri geçti ve o sayede Simon’u bu kapana çekti çünkü… Çünkü ha ha. HA-HA-HA-HA!”

 

“Simon 5 gündür uyuyor. Şu an kendinden geçtiğiyle aynı yerde yatmıyor, yanında biri daha var. Gergin biri, Sabit düşünceler, merak ve korku…

Yaklaş yabancı yaklaş, kafa derisini sıyır, kafatasını düzgün bir şekilde del ve işin bitene kadar sakın Simon’un fazla kan kaybetmesine izin verme! Sonra da onu iyileştir, zihnini kemiren o yakutlardan kurtar onu! Çünkü o sadece biri. Herhangi adamın biri. Tıpkı senin gibi. Ama ben değilim, hiç kimse ben değil, lakin ben gerekirse senin gibiyim. Artık her şeyi anladım…”

 

Simon kendine geldiğinde dayak yemiş gibi hissediyordu. Daha önce pek dayak yememesine rağmen buna benzer bir his olacağına emindi. Uykudan kalkmış olması dinlendiği ve toparlandığı anlamına gelmiyordu, özelliklede kafası çok fena durumdaydı. Kafasına her ne yapılmış ise sonucunda dağılmasın diye çok sıkı bir şekilde bandajlanmıştı ve bandajlar gözlerini ve şakaklarını sıkıyordu. Kendisine biraz görüş açısı sağlamak niyetiyle aralamaya yeltendi fakat fark etti ki başka bir takım bandajlarda onu bileklerinden, yattığı camdan yatağa sabitlemişti. Bu ameliyatta ellerinin de işleme tabi tutulacağını bilmiyordu. Gerçi Simon birçok şeyi bilmiyordu ve bu onun için çokta kötü bir şey değildi.

 

Sonraki birkaç gün Simon un bir takım düşünceler geliştirmesinde oldukça yardımcı oldu. Öncelikle, kendisi burada sadece tedavi olup sonrada Sabbath’a yardım etmek için bulunmuyordu ve buraya girerken onun için geçerli olan şartlar artık pekte etkin görünmüyordu. O artık burada bir esirdi, dahası bir denekti. Herhangi bir büyücü zihnindeki sırları öğrenmek ve çözmek için Simon’u kolayca öldürebilirdi, fakat Somiatristleri daha korkutucu kılan, onların zihninde yaşadığı bu sıra dışı olay için bile Simon’u burada tutabilecekleri. Ve bildiği üzere eğer ölmesi gerekmiyorsa onu aylar hatta yıllarca burada zorla hayatta tutup, artık ruhu kaldıramayıp ta bedenini terk edene kadar deneyler uygularlardı.

Bilek bağlarından kurtulmayı 1 defa denedikten sonra anında kesmişti. Hem acı veriyorlardı, hem de kurtulamayacağını bildiği için bir sıçan gibi debelenmek istemiyordu. “Sanki bağlardan kurtulursam birden Silva’nın yanında belirip sıcak bir akşam yemeği yiyeceğim” diye düşünüp gülümsedi. Bunun düşüncesi bile onu biraz olsun rahatlatıyor, hayallere dalmasını sağlıyordu. Yanında bir bakıcı veya Sabbath vardı. Hafifçe nefes alışını duyuyordu. Onunla şu birkaç gün içersinde konuşmayı denemiş ama karşılık alamamıştı.

 

 

 

 

Sadece ona ne kadar süre bu şekilde kalacağını ve bunu niye yaptıklarını anlatsalar belki rahatça razı olurdu. Zaten çok aksi biri olmamıştı hiç. Sabbath’la ilk konuştuklarında ona bunun sadece bir prosedür olduğu ve yeni Shardın zihninde bir probleme yol açmayacağından emin olmak için yapıldığı söylenmişti.

Kafası bandajlı ise müdahaleyi geçirmiş ve atlatmıştı, fakat neden şu an bağlıydı? “Belki de mantıklı bir açıklaması vardır. Belki kendime zarar vermemem için bu tarz bir önlem alınmıştı ya da Norand işlem gerçekleşirken bilinçsizliğimden faydalanıp birilerine zarar vermişti” diye aklından geçirdi hızlıca. Bütün bunların tek ama tek bir güzel yanı olacaktı; her ne şekilde olursa olsun artık başı ağrımayacak ve Shard’ını zihnine takacaktı. Eğer Sabbath işini ciddiye alıyor ise anlaşma yaptığı kişiyi, yani Simon’u gözetecek ve Norand’ın oraya çıkmaması için elinden ne gelirse yapacaktı. Öyle olmalıydı! Norand’ı isteseydi şimdiye kadar çoktan o parçayı zihnine zorla sokmuştu.

 

Simon ince kemikli elin çenesinden tutmasıyla gene irkildi. 2 gündür şu harekete alışamamıştı. Bu bakıcı oturduğu yerden sessizce kalkıyor ve mamasını ona içirmek için yanaşıyordu. Tıpkı bir bebeğe bakar şefkatte yapıyordu bunu. İlk uyandığında yanında duran kişinin Sabbath’ın izbandutu olduğunu hayal ederek korkmuştu fakat ilk defa o ince parmaklar ona değdiğinde anlamıştı. Parmakları o denli ince ve kemikliydi ki parmak uçlarındaki sivri kemiklerin battığını hissedebiliyordu. Kim olursa olsun bu adam Simon’la 2 gün boyunca konuşmadan karşısında oturdu ve çıkarttığı seslere göre Simon onun bazı vakitlerde bir şeyler yazdığını duydu.

 

Yatakta geçirdiği 4.gün artık enerjisi yerine gelmişti ve sürekli kıpırdanmadan duramıyordu. Ona içirdikleri bulamaç geçirdiği işlemden sonra değişmişti. Bunun komik bir sus payı olduğunu düşünüp gülümsemek isterdi fakat yapamıyordu. Bu yeni maması onu hala doyurmazken diğerine göre verdiği enerji çok daha fazlaydı ve baş ağrıları nerdeyse sonlanmıştı. Artık cam odanın çıkardığı sesler ona eskisi kadar kötü gelmiyordu ve zihninde Norand’ın baskısını nerdeyse hiç hissetmiyordu. “Bakıcı” ona doğru yaklaşıp ellerini çözmeye başladı. Eliyle Simon’u idare ederek sırtını yataktan kaldırmasına, sonrada oturur pozisyona gelmesine yardım etti. Metal bir bıçak yardımıyla kafasındaki bandajı kesmeden önce kafatasını iyice yokladı. Simon’u şaşırtan şey pansumanın olduğu tarafı oldukça bastırarak kontrol etmesine rağmen bir acı hissetmemesiydi. Kollarıyla bandajı döndürerek açarken dışarıdan bakan biri “Bakıcı”nın Simon’u kutsayan bir rahip olduğunu sanabilirdi. Gözlerini açmaya çalıştığında adam onu nazikçe durdurdu ve gözlerinde ki pamukları çıkarmasını engelledi. Biraz su ile kulağının üst kısmında kalan, yaranın olması gereken yeri temizledi. Bu sırada su ve parmaklar kafa derisine değince irkildi çünkü saçlarını es geçmişti. Ellerini yavaşça kaldırarak kafasına dokunmak istedi. “Bakıcı” gene izin vermedi ama bu sefer direndi ve başardı. Kısacık diken gibi olan saçları eline battı. Dazlak olarak nasıl göründüğünü merak ettiği için değil ona başka ne yaptıklarını görmek için elleri hemen gözlerine hücum etti ve pamukları söküp attı. Gözlerini açarken sanki göz kapakları yırtılacakmış gibi hissetmesine sebep olan bir çapak öbeğini ayırdı. Görüntüsü buğulu idi, netleşmeye başladıkça kalbi hızlandı. “Bakıcı” aslında bir bakıcı değildi.

 

Ömründe çok şey görmüştü, Bel de bunlara dahildi. Ama bu adam korkunçtu. Gerçekten korkunç Simon için ne demek ise bu adamın taktığı maske o kadar korkunçtu. Büyüsel bir yanı olmadığını bildiği halde Simon un bunun bir outsider değil de bir insan olduğuna inanması vakit aldı. Bu bir Somniatrist idi. Her zaman bahsedildikleri gibi uzun maskesi ve beyaz cübbesiyle karşısında duruyordu. Fildişi maskesinin üzerinde sade semboller ya da işaretler vardı, anlamamasına rağmen ona ürkütücü geliyordu. Bu psikolojik bir olaydı bu adamlar büyücü camiasında kendilerine öyle bir isim satın almışlardı ki bu isim ne para ne de güçle satın alınabilirdi. Bu gizliliğin gücüydü. Herkesin

 

 

 

 

 

 

 

Hayal gücü kadar büyük hastanelerinde herkesin kabusları kadar korkunç deneyler yapıyorlardı. Sizin için gelecekleri vakte onlar karar verdiği için paranoyaklık gittikçe artıyor hatta onları davet ediyordu.

Adam konuşmadı ve Simon un bu korkudan kaynaklanan duraksaması sırasında inanılmaz bir sakinlikle suratına bir şey püskürtüp gözlerindeki çapakları temizledi. Ameliyatı ona bu adam yapmış olmalıydı ve ondan beridir hastasını/deneğini gözünün önünden ayırmamıştı. Simon bir süre sonra kafasını yerine oturttu ve doğruldu.

“Kendimi çok daha iyi hissediyorum, teşekkür ederim, acaba zihnimdeki… adamdan beni ayırabildiniz mi?”

 

Son soruyu kafasında kurarken baya zorlanmıştı. Adam kafasını kaldırdı ve Simon a bir süre boş bir şekilde baktı. Sonra hiçbir vurgu ve nota taşımayan ama insanlığını ele veren hırıltılı sesiyle cevap verdi.

“Tıbbı müdahale daha bitmedi. Maksadı asla size zarar vermek değildi ama iyileştirmekte değildi o yüzden iyi hissetmenizde bir katkısı olamaz. Beyninize saplı Shardlar sebebiyle zihninizi başka bir bilinç ile paylaştığınızı düşünüyorduk fakat bunun böyle olmadığını ilk işlem sırasında anladım. Yaşadığınız sadece araştırma amaçlı bir işlemdi şimdi üstatlarımla konuşup asıl müdahalenin ne şekilde yapılması gerektiği hakkında bilgi alacağım.”

Adamın sözleri kurşun gibi midesine oturdu. Ne demek paylaşmıyordu? Çok daha ayrıntılı bilgilere ihtiyacı vardı. Yapılan işlemden sonra alınan notları okumalıydı. Birden telaşlandı demin hissettiği korkular tekrar yüzeye vurdu. Birçok kere ona böyle şeyler yapacaklardı ve kendi istedikleri cevapları alana kadar bırakılmayacaktı. Gözü dönmeden önce son bir kez durumunu sordu fakat adam sessizliğini korurken bir yandan sinir bozucu bir şekilde kendi işleriyle uğraştı. Simon atik bir hareketle ayağa kalktı ve adamı itip dosyaları almaya çalıştı. Sonra ne yapacağını düşünmeden uygulamaya koyduğu bu hamlesi Somniatrist in şimşek hızındaki darbesiyle yarıda kesildi. Zar zor geriye doğru atılan 2 adımdan sonra yatağa zorla serildi. Nefes alamıyordu ve gözleri kararmıştı, ciğerlerinin altına yediği yumruk canını acıtmasa da onu felç resmen felç etmişti. Adam yavaşça ona yaklaşıp boğazını çok çalışılmış olduğu belli olan bir şekilde 2 noktadan bastırarak kısa sürede Simon u bayılttı. Olabildiğince kısa sürede bilincini yitirmesi için uğraşmıştı çünkü uzun süren nefessizlikler zihne kalıcı hasarlar verirdi.

 

“Hadi Simon uyan artık! Bir an önce kendine gel de onlara araştırma yapmak için uğraştıkları kişiye tekrar ve daha çok yaklaşma şansı ver. Hadi Simon. Hadi. Uyan!”

 

Simon uyandığında bağlı değildi. Kötü bir rüya görmüştü. Kalktığında ilk yaptığı şey camlardan birinde yansımasına bakmaya çalışmak oldu. Kel bir kafa ona yakışmamıştı. Hala böle hafif şeylere takılıp canı sıkılabiliyordu. Etrafına bakarken Sabbath’ın odasında birden fazla kişi gördü. Dört kişi, hepsi beyaz cübbeli fakat aralarından sadece birinin maskesi beyazdı, kalan üç kişinin ise siyah idi. Buradan çok belli olmasa diğer üçünün maskeleri parlaktı ve yanlarındaki soluk fildişi maskeliye göre üst gibi duruyorlardı. Sabbath ile konuşup rapor veriyor ve durum değerlendiriyor olmalıydılar. Simon burada ölmekten korkmaması gerektiğini biliyordu. Ne kadar zaman geçtiğini bile kestiremediği bu camdan zindanında artık korkmayı, pes etmeyi ve sinirlenmeyi çokça hissetmişti ama en çok intihar etmeye çalışmayı çokça düşünmüştü. Artık burada gerçekten korkması gereken şeyin yaşaması/yaşatılması olduğunu biliyordu.

İyileşmişti buna kalıbını basardı, artık ne baş ağrıları ne burun kanamaları nede Norand kalmıştı. Fakat onlara bu yetmeyecekti, o yakutların her birinin içindeki sırları bilene dek durmayacaklardı. Belki de birazdan onu tekrar masaya yatıracaklar ve zihnini açacaklardı ama şu an o kadar huzursuz değildi. Sonuçta onlar Simon’u iyileştirebilmişlerdi ve iyileştikten sonra geriye kendinin kalması Simon için çok önemliydi. Bugüne kadar hiç itiraf edemediği kadar önemli.

 

 

 

“Demek ki o kadar hırs o kadar intikam hepsi zihnimde oluşan başka bir benin yansımasıydı. Veyahut ben yıllarca yaşadığım o katı hayatın gaddarca etkilerini bu büyüm sayesinde zihnimden kazıyıp erdemlerimi ve saflığımı geri kazandım. Ben kazandım Norand. Ben varım. Ben Simon Gareth im”.

 

Bu sözleri haykırarak bağırmak istedi. Yinede içinde bir sıkıntısı bir rahatsızlığı(gerginliği) vardı. Sebebi burada olması ya da şu an gözlerini ürkmesine rağmen hala alamadığı maskeli kişiler değildi ama elbet onlarında yardımı olduğunu düşünüyordu. Artık ne kadar baskısız ve rahat düşünebildiğini bir kere daha fark edip Somniatristlere olan korkusuna hayranlığı da ekledi. Onlar gidene kadar izledi ve aklına hala Norand’la ilgili sorular olmasına rağmen onu düşündükçe tekrar yaratabileceğinden çekindi. Biraz uzanıp rahatlamak istedi, gözlerini kapadı. Sol elinin avuç içini deşecek kadar güçlü sıktığı parmakları bilinci kapanırken yavaşça gevşedi. “Ben Simon Gareth im”.

 

“Sen hiçbir halt değilsin böcek ama artık konuşmayacağım. Artık bir şeyler yapma sırası bende. Uyan biri geldi seninle konuşacak! Uyan!”

“Simon Gareth olarak hitap edilmek istemenizin sebebi nedir?”

Diye sordu hırıltılı ve soğuk ses.

 

“Size söyledim. O isimle anılmak istemiyorum. Geçmişimde kötü şeyler yaptım ve artık ben başka biriyim, kendimi inkar etmiyorum, bu değişimimi var eden küçük bir hareket. Norand ismiyle asla o ruh halinden sıyrılamam.”

 

Simon odasında tekrar fildişi maskeli Somniatrist ile konuşuyordu. Adam belli ki bir daha ki müdahaleden önce Simon’un akli dengesini sorguluyordu ve bir tutarsızlık var mı diye kontrol ediyordu.

“Size daha öncede belirttim yaptığım müdahale araştırma ve tanıma amaçlıydı. Üstatlarım beni bu vaka için özel olarak görevlendirdi ve elimden geldiğince titiz olmak istiyordum. Size söyleyebileceğim kadarıyla beyninize büyüsel yolla sapladığınız bu yakutlar sizin zihin kapasitenizi büyük miktarda zorluyorlar. Bahsettiğiniz burun kanamalarının sebebi bu. Zannettiğinizin aksine yeni bir parçayı takınca hissettiğiniz rahatlama tamamlanmadan gelen bir etki değil. Parçaların tuttuğu hafıza sizle paylaşılıyor fakat kabiliyetleri sizin beyniniz için yıkıcı görünüyor. İşlevlerine devam etmeleri için beyninize ihtiyaçları var. Hatta şöyle belirtmem gerekirse sizin beyninizden beslenerek içerde sizle paylaşmadıkları ve büyünün hatları yüzündende öğrenemeyeceğim bir iç bilinç olması muhtemel. Kişisel tanım bu iç bilinç sizin ağır anılarınızdan yola çıkarak oluşmuş o sebepten “kötü” diye adlandırabileceğimiz rol yapısına bürünmüş ve sizden bu kısmı esirgediği içinde sizde onun tersi tam anlamıyla zıttı bir kişilikle hayatınıza devam etmek zorunda kalmışsınız. Yaşadığınız stresten ve kişilik farklılıklarından ötürü üzerinizde “kötü” tarafın çoğu zaman psikolojik bir üstünlüğünü hissetmişsiniz. Buda sizde kaybolmuşluk ve kimliksizlik yaratmış. Şu an tedavi olduğunuzu düşündüğünüz için, verdiğimiz ilaçlarında bir etkisi olarak beyniniz olabilecek tam performansında düşünebiliyor. Buda durumun farkına varıp iç bilinci kapatmanıza sebep oldu. Dediğim gibi bunlar kişisel tanılarım üstatlarım asıl müdahaleyi yapıp tam bir rapor yazana kadar benimle gerçekleri paylaşmayacaklar. Sizden istediğim rahat oldun ve özgür düşünün. Size yapacağım işlem sırasındada ayık olmanız gerekecek ve çok canınız acıyacak. Tüm sıhhi bilgimle olabildiğince az acı çekmenizi sağlayacağıma inanın. Yapacağım şey artık zihinsel bir hastalığınız olmadığı bilindiğine göre; Shardı bizzat sizin beyninizde girmesi gereken yere yaklaştırıp sürecin büyüsüz ortamda nasıl bir şekilde aktığını incelemek ve rapor yazmak.”

 

“Gerçekten çok uzun bir rapor olacak kibar çocuk. Gerçekten çok uzun ve ıslak bir rapor olacak”

 

 

 

 

 

“Ama Shardlar derime ya da kafatasıma hiç zarar vermeden yerleşiyorlar”

 

Somniatrist soruya hazır bir çabuklukta cevap verdi

“Shardlar canlı ve canlı parçası olan maddeleri sanki etheral mış gibi delip geçebilecek bir maddeye sahipler büyü gerçekten çok ustaca düşünülmüş.”

 

 

Simon derin bir nefes verdi. Karşısındaki adam onun hiçbir şey bilmediği bu konuda bir uzmandı ve çok iyi bir enchanter olsa da umurunda olmadan ona inanırdı.

“Peki ya bir son parça? O olmadan tekrar kanamalar ve baş ağrıları dönecek mi? Yani demek istediğim Norand dönecek mi? Yoksa sonsuza dek yok mu oldu?

 

“Norand diye bahsettiğiniz “kötü” rolü üstlenen bilinç elbette aktif hale geçebilir ve siz yaşadığınız sürece o da var olacaktır. Şu an benle konuşurken bile sizin karakterinizin ona dominantlığı artıyor yeni parça zannediyorum ki 2nizi birden eş yapacaktır. Yani artık Simon ve Norand bir ağızdan konuşacak. O andan sonra hangi ismi kullanmak istediğiniz simgesel bir anlam içermeyecektir ve inceleyebildiğim kadarıyla Shardların düzeni şu an kusursuz bir şekilde 5. Parçada yerleştikten sonra ve şu anki kişilik sorununuz çözüldükten sonra beyniniz Shardları emerek erişmesi gereken düşünce performansına ulaşacaktır. Bu durumda da tabi yüksek kabiliyetlere sahip olabilirsiniz. Shardlar çok yüksek oranda düşünme derinliği verecektir ve bundan sonrada burada kalıp o derinliğin size yapacaklarını inceleyeceğiz. Her şey arzuladığınız gibi giderse sizi Sabbath’ın yanına alabiliriz.”

“Hayır! Hiçbir şey arzulandığı gibi gitmez. Düşünüldüğü ve planlandığı kadar gider.”

Bu konu tamamen aklından çıkmıştı.

 

“Sabbath hasta mı?”

“Evet, obezite.”

“Bu sizi ilgilendirmez.”

 

“Ne olursa olsun. Teşekkürler.”

“Zavallı yalaka!”

“Şimdi bunu için. Yarın için hazır olmanızı sağlayacak. Ardından da uyumadan önce başucunuza bıraktığım tohumları katiyen çiğnemeksizin yutun. İşlem bittikten sonra kafanızı hızlı toplamanızı sağlayacak ve ardından bana uzun bir konuşma yapmanız gerekmekte.”

 

Simon denilenleri yaptı. Tohumları yuttuktan sonra cam yatağına uzandı. Burada çektiği ruhsal acılar hiç biriyle kıyaslanamazdı. Sandığı üzere yarında fiziksel olarak rekorunu burada kıracaktı. Gene de buradan çıktığında mutlu olacaktı. Somniatristler Sabbath’ın sözüne çok uyuyor gibiydiler. Simon’u olduğu gibi kabullendiler ve Norand’ın devreden çıkması için her şeyi yaptılar. Simon için her şey çok kötü başlasa da ilk defa bir şeyler mutlu sonla bitecekti.  Her şeye rağmen huzursuzluk ve sıkıntı içinden çıkmıyordu. Uyumak istiyordu ama heyecan yüzünden kalbi çok hızlı atıyordu. Aklında hem coşku vardı hem de şüphe. Norand’ı tanımıştı ve eğer zeka bunları getiriyorsa o Shardlardan aldığı zekanın derinliğini bırakmak isteyecekti çünkü ona hiçbir bilgelik dibini gösterecek kadar ışık sağlayamazdı. Zaten Norand’ında bu denli dahi konuşmaları Simon’un beynini sömürmesi yüzündendi. Şu an bile o keskin ve soğuk yakut parçalarının, beyninin yumuşak dokusunun içinde olta gibi kurtulmaz bir şekilde tutunduğunu hissedebiliyordu. Beyninin emildiğini düşünmek midesini bulandırdı. Fakat nedense Norand’ın tamamen yok olması fikri biraz gaddarca geliyordu. Kazanmak Norand’a göre bir şeydi. Simon başta bundan zevk aldığını itiraf etse de şu an garip bir boşluk içerisindeydi. Beklide ondan alsa kurtulamayacaktı. Kurtulmalımıydı onu bile bilmiyordu. Bu kadar zamandan sonra Norand’ın sadece bir hastalık olduğuna inanmak istediği kadar bunun saçma taraflarına da olasılık veriyordu.

 

“Ya da beklide hiçbir şey için geç değil.”

“Hayır, Simon, hayır. Her şey için çok geç ve biliyor musun? Balık oltası çekip çıkartırsan onu parçalar.”

Müdahaleden sonra hızla iyileşip arkadaşlarının yanına dönebilirdi. Sabbath artık onun için bir engel olmazdı çünkü onla mantıklı bir şekilde anlaşabileceğine emindi hatta dışarıdan ona daha rahat yardım edebilirdi. Bunları düşünmek çarpan kalbini biraz olsun yavaşlattı. Aklını yorup uyumak için rastgele görüntüler seçti. Güzel kırlar ve dağlar istedi ama biraz fazla abartmıştı. Sonuçta bir hafta önce intihar yolları arasından en güvenlisini arayan gene oydu. Kel kafasını kaşıdı. Bu tipiyle bir Somniatrist olsa ona metal mi yoksa Fildişi maske mi verirlerdi diye düşündü.

Onca belirsiz korku ve huzursuzluk içerisinde umuduna ve saflığına tutundu.

Uyudu.

 

Kafasına bir miğfer giymişti ve bu özel miğfer onu bir demi yardımı ile odanın duvarına sabitliyordu. Kafatası delinip kırılırken eliyle istemsiz hareketler yaparak Somniatristin dikkatini bozmasın diye, sol eli yere mıhlanmıştı. Oturur pozisyonda kaba etinin üzerinde duruyordu diğer eli ve bacakları serbestti fakat miğfer ve elindeki pranga onu rahatsız bir biçimde sabit durmaya zorluyordu. Adam İnce ve soğuk bıçağıyla kafa derisini hızlıca kesti ve katladı. Altından çıkan bembeyaz kemiğin üzerindeki kaygan deri sıvısını ve yağı temizledi. Kuru ve parlak olduğu zaman ince şişelerinden birini çıkarıp birkaç damla ile cilaladı. Simon’un canı acıyordu fakat daha bağırmamıştı. Adam parmak büyüklüğündeki çok keskin ve tırtırlı bir başlığa sahip olan bir çivi çıkardı.

 

“Başladıktan sonra durmayacağım.  Size söylediklerimi unutmayın. 3 delik açtıktan sonra kemiği kıracağım ve Shardı yavaşça içeri sokacağım. Eğer bir şeyler ters giderse veya kötü hissetmeye başlarsan bilincin Norand’ı canlandırabilir. Şu an konuşmak veya söylemek istediğim bir şey var mı?

 

“Senin suratını parçalamak için sabırsızlanıyorum”

 

 

 

END OF PART II