The Border

 

Hiç gerçek bir kanıtla çalışılmamasına rağmen teorilerimiz ve deneylerimiz ölümün sizi almadan öncesinde bile undead olabileceğinizi gösteriyor.

Undead kavramı  450 senedir unutulmuş olsa da biz biliyoruz ki biz vakit geri dönecekler ve istilalarına kaldıkları yerden devam edecekler.

 

Savaş rahibi yüce bilge Azforn the 2nd

“Ben ki kadim dehlizlerde 100 aran boyu iblis soyuyla ve mudbloodlarla savaştım. Onlarca yara aldım ama tanrımın bana verdiği efsunlar asla yüreğime ölüm korkusunu salmama izin vermedi. Ama zaman bedenimden çok şey götürdü artık kenara çekilmem lazımdı ve bende sığınağa çekildim ki siz insanlar oraya sınır dersiniz. Haftalarca arınmaya aklımdan savaşın imgelerini atmaya kanı baltayı ve çığlıkları zihnimden temizlemeye çalıştım lakin ne fayda. Onlar hayatımın bir parçasıydı ve her gözlerimi kapadığımda canlan o görüntüleri asla silemezdim bu hem hayatıma hem de tanrıma yaptığım bir saygısızlık olurdu.”

 

“Adımı dedemden almışım ve hayatımda fırsat buldukça hep onun gizemli ölümünü inceledim. Biz cüceler fazla savaşmaktan pek yazı yazamayız yazdığımızda da savaş alanının etrafındaki bazı kayalara silahlarımızın bir çıkıntısı olan ‘firh’ ile kazırız. İnsan lisanında çivi gibi bir anlam taşır. Dedemle ilgili böle birkaç taş parçası buldum. Oda sınırda ölmüş. Daha doğrusu öldürülmüş. Bizim ailelerimizde övücü bir sistem kullanılır birinin adı yükselemediyse oğluna torununa tekrar onun adı verilir ve o ismini tekrar yüceltmeye çalışır. Ben dedem in ismi için elimden geleni yaptım ve şimdi onun da savaşı bıraktığında gelip oturduğu bu taşların üzerinde meditasyonumu yapmaya çalışıp bu günceyi yazıyorum.”

 

“Onlar zor vakitlerdi anlıyorum ama bir rahip nasıl açlıktan kendi arkadaşlarını yemeye çalışır anlamıyorum anlamakta istemiyorum.  Arkadaşları onun günlerdir çok halsiz olduğunu ve herkes daha fazla yesin diye kendinin hiçbir şey yemediğini söylüyorlarmış. Sürekli taştan avlusunda meditasyona yatıyormuş ki açlığını ilahi dinginliğiyle doldursun.”

 

“Su sesi çok yardım ediyor. Artık kafamı daha rahat toplayabiliyorum savaşta yaşadıklarımı silmedim asla da silmeyeceğim ama onlarla yaşayabilmeyi kabul ettim. Şu an bedenimin ihtiyaçlarını nerdeyse sıfıra indirebiliyorum. Umarım seni anlayabilirim dedem. Çünkü kanımın son damlasına kadar eminim ki sen bir kardeşinin kılına zarar vereceğine kendini kristal madenlerine kaparsın.”

 

“Zamanın nasıl geçtiğini artık anlamıyorum ruhum bedenimden ayrılıyor ve uzaklara gidebiliyor gördüğüm her şeyin farklı anlamlarını çıkarmaya başlıyorum. Savaşan kardeşlerimi izleyebiliyorum hatta bazen gözetebiliyorum da. Sanırım artık 3. Kademe için hazırım.”

 

“Ne zaman meditasyonumu ağırlaştırsam etrafı dağınık buluyorum. En başlarda çok sinirlenip Kapı bekçilerine kızdım fakat sonradan fark ettim ki bunları yapan benim. Hiç hatırlamadığım şeyler yapıyorum şu an için gizli tutmalıyım benim yaşımdaki biri saygınlığını düşünmeli.”

 

“Ruhum bedenimden uzaklaşırken hem ölüyor hem de canlanıyor gibi hissediyordum. Artık ruhum enerjiye dönüşürken geride bıraktığım şeyleri görmek imkânsız bir hale geliyordu ama ben enerjiye doğarken gördüğüm son şey yerde yatan bedenimin de zoraki kalkışıydı. Bu çok garip kesinlikle not almalıyım bir dahaki sefere yanımda birileri olmalı. Ayrıca zamanımın giderek dolduğunu hissediyorum.”

 

 

Okuduğunuz güncede de görebileceğiniz gibi kişi kendi isteğiyle bir namevt e dönüşmüş ve olayı anlayamayan arkadaşları tarafından yok edilmiştir.

Ruhun beden üzerindeki kontrolünün kesilmesi yetmiyor ruh tamamen yok olmalı ya da formunu öyle bir değiştirmeli ki yaratılış onu yok saysın ancak o zaman beden kendi istekleriyle hareket etmeye başlıyor ve bunlardan bize en çok tehdit olarak görüneni dinmek bilmeyen açlık isteği.

 

Aslında başka bir araştırma gösteriyor ki namevtlerin çoğu aç olduklarından değil aslında canlı olan varlıklardan hoşlanmadıkları için onları öldürüyorlar bunun nedeni konusunda kesin bir görüş olmasa da negatif ve pozitif enerji diyarlarının çatışmasını buna yorabiliriz.

Büyü olmadan namevt yaratıma bir örnekte planeshift vasıtasıyla vampir üretmektir. Negatif diyarın uzak bir köşesinde onun dalgalarına azar azar ama sürekli maruz kalan kişiler necromancerlarca vampir diye tabir edilen namevtlere dönüşüyorlar. Bunlar aslında bir ara türdür ölümsüzlüğü ölümlü bir bedende var edebilirler lakin sürekli kan içmelidirler çünkü kendi vücutları depolarını çok hızlı tüketir. İyi beslenen bir vampiri fark etmek nerdeyse imkânsızdır eti pembedir teni sıcaktır nefes alır. Çok uzun süre kansız kaldıklarında ise tıpkı gargoyle lar gibi taşsı bir forma bürünüp saklanırlar bazen 500 seneye kadar bu  formlarını koruyabildikleri kazı çalışmalarımız tarafından doğrulanmıştır.

 

Son bir örnek olarak namevtlerin en güçlü hali mecliste arada yer alan türümüzün en kadim örneği siriathın çırağı kara necromancer Nadar. Kendisi artık bir canlıdan çok ötedir ve emin olun hikayelerdeki akılsız iskeletler gibi değildir. Nasıl yaptığı bilinmese de konuştuğu da şahit olunmuş olaylar arasındadır ki bunun onu bu hale çeviren yüksek enerjili büyü ritüelinden olması kuvvetle muhtemeldir. Yok edilmek onun için hiç bir şey ifade etmez çünkü bu rit onun zaman içinde tekrar geri gelmesini de garantiler. Tabiî ki riti aktif tutan o değerli taş 550 senedir gizemini koruyor ve kimsenin onu almaya çalışacağını zannetmiyorum.