Tüm elflerin anası, doğanın koruyucu ruhu, en verimli dişi, dominant erkek. Alfa. Vilash Rasil üzerinde yaşayan herşeyin tanrıçasıdır. Tildrat ne kadar manevi ise Vilash’ta okadar hayatın içinde ve canlıdır. Markhul’larının kutsadığı yerler bol hasat verir, akarsularda en iri balıklar yetişir. Bütün büyülü hayvanlar bir noktada kendisinden geçer, fey toplulukları ona ibadet eder. Dişi cinsiyet ile anılmasına rağmen doğanın ikili ihtiyacını bilir ve kendi hemcinslerine ayrımcı bir kutsaması yoktur. Aran İgval’de büyük rol oynar, yeşermenin ve doğumun temsilcisidir.
Maleen birkaç anlama gelir, hem bir lakap hem tarihsel bir atıftır.
“Vakti ahalinde uçsuz bucaksız elf ormanlarının bir köşesinde doğanın ehli kadınlardan oluşan bir kabile varmış. En usta avcılar, en vahşi savaşçılar bu kabiledeymiş, Markhul’ları daha önce hiç duyulmamış efsunlar okuyup, görülmemiş iksirler yaparmış. Bu kadınların hepsi ortak bir kaderi paylaşırmış, lanet. Tüm bu işinin ehli kadınlar kısırmış, bu lanet onlar bebekken farkediliyor ve ormanda yanlız büyümek zorunda kalıyorlarmış. Bir çoğu kabileye ulaşamadan ölürmüş. Elflerin büyük korkusu, bu lanet tüm kadınlarına yayılırken ve soyları artık kuruyup giderken izlemek zorunda kalmakmış.
Kabilenin şefi Maleen adında bir kadınmış. Hepsinin annesi gibiymiş, onları bulup kollayan en yaşlıları oymuş. Ama onda diğerlerine kıyaslanınca bile aşırı kaçan bazı durumlar varmış. Maleen bazen bir hayvan kadar vahşi oluyormuş. Doğanın kendisine karışıp hırlıyor uluyor, bakarken gözlerindeki ışık bir farklı parlıyormuş. Denilen o ki bu kadın Vilash tarafından ödüllendirilmiş ve laneti üzerinden kalkmış. O günden sonra artık elfler hiç bir kızı ormana bırakma gereği duymamışlar çünkü kimse o kısırlık laneti ile doğmamış. Ama ormanda hala kabileden kadınların gölgeleri görülür.”
Hikayenin rivayet kısmına göre Vilashın verdiği kutsama sadece kısırlığı bitirmekle kalmamış, sadece kadınlardan oluşan bu kabilenin üremeye devam etmesini sağlamıştır. Bunun sebebi çok ilginçtir. Nasıl Tildrat bilgelik arzusu ile gittikçe kendinden ödün vererek ererlerse Vilash dininde ise kişinin doğaya/doğasına dönerek ermesi(kendinden geçmesi) durumu söz konusudur. Bu kendini aşma çizgisinin iki farklı ucudur. Birinde akıl ve zihin, ötekisinde ise beden ve ruh olarak. Özgürlük saplantısıda buradan gelir. Vilash’ın kanını damarlarında hisseden varlıklara yapılabilecek en kötü şey onları hapsetmek, kısıtlamaktır. Bu onlar için en büyük işkence sayılır genelde çıldırır yada bunalıma girerek ölürler. Zihnin beden üzerine kurduğu hapiseneyi kırmakta bu özgürleşmenin bir başlangıcıdır.
Vilash Maleen dinsel anlamda en umarsız tanrıçadır. Kilisesi yada kutsal kitabı yoktur, bu dinde ibadet kendi bedeninin sesini dinlemektir. Semboller olarak genelde türünün en vahşi ve en gösterişli olan hayvanlar yada bitkiler kullanılabilir. Genelde tanrıça hafif koyu tenli, bir elf için fazla çekici dişi bir figür olarak resmedilir. Koyu kestane rengi saçları vardır vardır, anadan doğmadır.
Domains: Animal, Plant, Elf, Bestial, Fey, Liberation